Duygularınızı Yönetmeyi Başarabilirsiniz

Türk toplumu olarak tüm hücrelerimize işlemiş bir arabesk yapımız var, acıyla besleniyoruz, şikayet etmeyi seviyoruz, olumsuz şeylerden konuşmayı daha çok seviyoruz. “Acıların çocuğuyum” ya da “Acıların kadınıyım” şarkılarıyla büyütülen bir nesil ister istemez otomatik çalışan zihinsel programlar oluşturuyor ve çocuklarına da bunu öğretiyor. Hayata böyle bakmaktan vazgeçip, olumlu şeylerden konuşmayı tercih etsek, şikayet yerine şükretsek garipseniyoruz ve hatta dışlanıyoruz. Sanki acı insana saygınlık kazandırıyor, insanlar daha dostça, daha iyi, daha ilgili davranıyor. Böyle olmamalı; mutlu insanın daha çok dostu olmalı. Ama mutlu olunduğunda insanlar sanki kıskanmaya başlıyor; artık dostça davranmıyorlar, çünkü onlarda olmayan birşeye sahip görünüyoruz. Yüzyıllar boyunca alttan alta öğrenilmiş bir işleyiş var: mutluluğu bastırıp, acıyı dışa vurmak. Bu bizim için doğal bir hale gelmiş.

Bu işleyişten tümüyle kurtulmak mümkün. Nasıl mutlu olunacağını, mutlu insanlara saygı duymayı, onlara daha çok dikkat etmeyi öğrenmek gerekiyor. Acı çeken insanlara fazla anlayış göstermemeyi başarmalıyız. Biri acı içindeyse tabiki yardımcı olunur ama, ona karşı anlayışlı olmak zorunda değiliz. Onun acısının içine girmek yerine, onu acının içinden çekip çıkarmaya çalışmak çok daha faydalı olacaktır, acı içinde olmanın erdemli birşey olmadığını anlatmak en güzeli. Hayatın amacı mutluluktur, neşe ve keyif duygularını canlı tutmak, acı yerine neşeden beslenmek bir seçimdir ve alışkanlığa dönüşebilir, zihnimize bu alışkanlığı kazandıracak yöntemler uygulayabiliriz.

Bu yöntemlerden bazılarını paylaşalım. İşte size bir kaç öneri :

1 – Zihninizi Şaşırtın

Birçok duygusal tepkimiz otomatik ortaya çıkıyor. Bu otomatik tepkileri farkedip, yeni bir şey yapmayı deneyin. Üzgün hissettiğinizde ne yapıyorsunuz? Farkedin… sonra mesela dans etmeye başlayın ya da duşa girin ve suyla beraber bütün üzüntünün akıp gittiğini hissedin. Bakın bakalım neler oluyor. Zihninizi öyle bir duruma sokun ki, eski işleyiş biçimini sürdüremesin. Dikkat edilmesi gereken şey üç, dört kereden sonra zihin öğrenir: “Her şey yolunda. Üzgünsün, o yüzden duş alıyorsun” demeye başlar. O zaman bu da bir alışkanlık haline dönüşebilir. Onun için , asla aynı şeyi tekrar etmeyin. Her seferinde zihni şaşırtmaya çalışın, yaratıcılığınızı kullanın.

Partneriniz bir şey söyledi ve öfkelendiniz. Böyle durumlarda ona bağırmak, vurmak veya bir şeyler fırlatmak istersiniz. Bu sefer bir değişiklik yapın: gidin sarılın ona! Onu güzelce bir öpüp, şaşırtın onu da. Böylece hem zihnin şaşırmış olacak hem de partneriniz. Bir anda bazı şeyler artık eskisi gibi olmayacak. O zaman zihninizin bir mekanizma olduğunu, yeni şeyler karşısında nasıl yenik düştüğünü göreceksiniz.

2 – Meditasyon Yapın

Kendinize zaman ayırıp bir süre sessizce oturup dünyanın bir rüyadan ibaret olduğunu düşünün! Tüm dünyanın bir rüya olduğunu, bir illüzyon olduğunu ve hiçbir şeyin önemi olmadığını düşünün. İkinci olarak da er ya da geç, siz de dahil her şeyin yok olacağını hatırlayın. Sonsuza kadar burada olmayacaksınız. Demek ki, hiçbir şey kalıcı değil. Üçüncü olarak, yalnızca bir tanık olduğunuzu hatırlayın. Bu gelip geçen bir rüya, bir film.

Bu üç şeyi hatırlayın; bu dünyanın tümüyle bir illüzyon olduğunu, her şeyin, sizin bile gelip geçici olduğunuzu yani sadece tanık olduğunuzu. Sonra bedenizi gevşetip, on dakika kadar meditasyon yapın. İşler ters gittiğinde, zorlaştığında, yolu açması ve rahatlamanızı sağlaması için kullanabilirsiniz bunu. Kendinize, kendiniz için 10 dakika ayırın.

3 – Olumsuzu Kabullenin

Olumsuz taraflarınızın da olduğunu, negatif hisler de yaşayabileceğinizi kavrayın. İnsanız elbetteki üzüntü yaşayabiliriz ama sevinçler de bizim. Üzüntü de var, sevinç de… ikisinden de kurtulmak söz konusu olamaz. Ama hangisinde duracağınızı seçebilirsiniz. İşte o zaman karanlıkla ışık arasında bir denge yaratabilirsiniz. Bu yüzden, bu anları da yaşamaya çalışın. Sonra fiziksel, duygusal ve zihinsel drama içine girmeden“ Mesajı Alın” yani mesajın farkına varın. Ve gelen mesajın ne olduğunu hissedin. Ve kendi kendinize “ Ben üzgünüm”, “Ben incindim”, “Kendimi çok yalnız hissediyorum” “Kendimi çok kızgın hissediyorum”, “Kendimi çok üzülmüş hissediyorum” vs. İçinizdeki hissin gerçekte bunlardan hangisi olduğunun farkına varın. Bastırmayın, yok saymayın sadece keşfedin. Bu duygu ile kalın, o anda kalın. Duyguyu yargılamadan, herhangi bir sonuç çıkarmadan sadece hissedin.  “Ne yapsam da şu huzursuzluktan kurtulsam?” diye düşünmeyin. Huzursuzsanız, huzursuz olun. Mutsuzsanız mutsuz olun, teşhis edin, kabul edin ama büyütmeyin. Drama bağlamayın.

4 – Şalteri İndirin

En mutlu, huzurlu ya da neşeli hissettiğiniz bir anınızı, tatile gittiğiniz ve doyamadığınız bir manzarayı, sadece ve sadece size ait olan mutluluk veren bir durumu zihninizde canlı tutun. İşler karıştığında ya da bilinçsizce kontrol edemediğiniz bir duygusal durum yaşıyorsanız, beyninizin şalterini bir kaç dakikalığına indirin ve o anınıza ya da o manzaraya gidin, orda biraz zaman geçirin. Sonra olduğunuz ana döndüğünüzde yaşadığınız durumu başka bir gözle görebildiğinize şaşıracaksınız.

5 – Mutluluk Bulutu

Osho mutluluğu şöyle anlatır: Mutluluk son derece belli belirsiz bir şeydir; bulut gibi tanımsız ve sürekli değişkendir. Ne geçici ne de kalıcıdır. Ebedidir. Ama durağan değil, capcanlıdır. O yaşamın kendisidir. Sürekli değişir durur. İşte mutluluğun paradoksu budur: ebedi ama değişken, her an yeni ama daima kadim oluşu. Her an onun tarafından şaşırtılabilirsiniz sadece izin verin.

Etrafınızda bu mutluluk bulutunu hissetmeye çalışın. Sessizce otururken bir bulutun etrafınızı sardığını hissedin. Kendinizi o bulutun, içinde rahatca bıraktığınızda, onun bir süre sonra bir gerçekliğe dönüştüğünü göreceksiniz. Çünkü o orada; yalnızca siz henüz onu hissedemediniz. Herkes bu mutluluk bulutunun içinde yaşıyor, sadece bunu görmeniz gerekiyor, hepsi bu. Biz onunla doğduk. Bizim enerji alanımız, bizim asıl doğamız o. Bu yüzden arada sırada sadece sessizce, oturup gevşeyip ve etrafınızı saran, sürekli değişse de hep sizinle kalan bir mutluluk bulutunun içinde kendinizi kaybettiğinizi hayal edin. Buna alıştıkça git gide daha mutlu hissedeceksiniz.

 6 – Hayal Kurun

Güçlü bir hayal gücüne sahipseniz ve bu kapasitenizi bilinçli bir şekilde kullanabiliyorsanız, bunun müthiş faydası olabilir. Deneyin göreceksiniz. Örneğin, kendinizi olabildiğince mutlu olarak hayal edin yani …mış gibi yapın, bir süre sonra nedensiz yere mutlu olmaya başladığınızı göreceksiniz. Bir kaç sabah üst üste yataktan çok mutlu bir ruh halinde çıkın, ışık saçarak, içiniz içinize sığmaz bir halde, sanki o gün kusursuz, inanılmaz derecede değerli bir şey olacakmış gibi bir heyecanla güne başlayın. Son derece olumlu ve umutlu bir ruh halinde, o gün sıradan bir gün olmayacakmış, sıradışı, olağanüstü bir şeyler sizi bekliyormuş, çok yakınındaymış hissiyle çıkın yataktan. Gün boyunca bu hissi tekrar, tekrar hatırlamaya çalışın.

7 – Olumlama Yapın

İçinizden bir şeyi derinlemesine, bütün ve mutlak olarak tekrar ettiğinizde, o gerçek olmaya başlar.  

Bunu amaç edin: olumsuz olanı tekrar etmeyi bırakıp, olumlu olanı tekrar etmeye başlayın. Konuşmalarınızı fark edin ve düzeltin. Hatta yakınlarınızdan da yardım isteyebilirsiniz, kullandığınız negatif sözcükleri size farkettirsinler. Sonra bunları tam tersiyle değiştirmeyi alışkanlık haline getirin. Bir süre sonra değişime şaşıracaksınız.

Örneğin alıngan biriyseniz, herkese ve söylediklerin alınıyorsanız, kişisel algılıyorsanız, gece yatmadan önce yirmi kere kendi kendine sessiz ve derin bir şekilde, – ama kendinizi duyabilecek kadar yüksek sesle-  ‘’Herkesi ve her şeyi kişisel algılamaktan vaz geçiyorum. Ben kendi değerime sahip çıkıyorum, ben değerliyim, bunu görüyorum, duyuyorum, yaşıyorum, hissediyorum.’’ tekrar edip uykuya dalın. Sabah uyandığınız anda, daha gözlerinizi açmadan aynı cümleyi yirmi kere daha tekrarlayın. Sonra gününüzün gerçekten değişmeye başladığını farkedeceksiniz ve şaşıracaksınız. Her hafta bir olumsuz şey seçip ondan kurtulmayı deneyin . Bu tamamen bir seçim meselesidir. “İnsan ne düşünüyorsa odur”. Değiştirmek istediğiniz duygunuzun tersini kendinize bu şekilde tekrarladığınızda zihninizin alışkanlığı yeniye dönecektir.

8 – Destek İsteyin, Yardım Alın

Zihninizi yönetmeyi öğrenmenizi sağlayacak pek çok teknik var, inceleyin, araştırın ve size yakın gelen bir tekniği öğrenerek kendinizde uygulamaya başlayın. Dışarıdan birinin gelip sihirli değnekle sizi değiştirebileceği safsatasına inanmayın. Tembellik yapmayın. Unutmayın kimse sizi iyleştiremez ama kendinizi nasıl iyileştirebileceğinizi öğretebilir. Size uygun en iyi öğretmen siz hazır olduğunuzda ortaya çıkacaktır. 

Yeşim Bayraktar